ÖZET

Birbiriyle bağlantılı ve eş zamanlı krizlerin oluşturduğu “polikriz” çağında, üretim sistemleri benzeri görülmemiş bir oynaklık, belirsizlik ve ciddi riskler ile karşı karşıyadır. Bu dönüşüm, mühendislik pratiğinin rolünü önemli ölçüde yeniden şekillendirmiş; özellikle metalurjik hassasiyetin finansal kısıtlar, tedarik zinciri kırılganlığı, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve çevresel regülasyonlarla kesiştiği dökümhane operasyonlarında daha belirgin hale gelmiştir. Bu çalışma, polikriz koşulları altında dökümhane mühendisinin karar alma mekanizmalarının nasıl değiştiğini ve geleneksel yöntemlerin modern koşulların oluşturduğu dengesiz koşullarda yetersiz kaldığını vurgulamaktadır.

1.GİRİŞ

90’lı yılların sonu 2000’li yılların başında Hütte Bilim Akademisinden çıkan Mühendislik Bilimi kitabında bir mühendiste aranması gereken anahtar yetenekleri; öğrenme yeteneği, inisiyatif alabilme, grup çalışması yapabilme, karşı tavırları anlayabilme, sunum yapabilme gibi özellikler üzerinden belirlemektedir[14]. Tüm bu aranan yetenekler aradan geçen 30 yıla rağmen değişmemiş ancak gelişen teknoloji ve buna bağlı olarak değişen üretim epistemolojisi bu kavramların içeriğini yeni araçlarla kavramları yok etmeyecek şekilde genişletmiş ya da daraltmıştır. Ancak bu yetenekler arasında yer alan iki kavram diğerlerine göre mevcut şartlarda ciddi değişime uğramıştır. Küreselleşme, teknolojik gelişim, yapay zekâ teknolojileri gibi gayet de dillere pelesenk olmuş vazgeçilmezimiz olan bu kavramların oluşturduğu koşulların sahada verdiği rahatlığın yanında, palyatif bir tutumla sumen altı edilen krizlerin önlenemez yumağı, karar alma mekanizmalarını ciddi şekilde değişime uğratmıştır. Hütte Akademi’sinin 2000’li yılların başındaki mevcut konjonktüre göre belirlediği bu iki kavram “frutrasyon dayanıklılığı ve retorik-diyalektik yeteneğidir.

Frutrasyon dayanıklılığı psikoloji literatüründe kişinin hedefe ulaşabilmesini engelleyen durumlar karşısında yaşadığı gerilimdir. Yani bir mühendis engellemelere rağmen çalışmaya devam edebiliyorsa, hızlı sonuç alamadığında motivasyonunu kaybetmiyorsa, sahada verdiği bir öneri ya da yenilik reddedilip yönetimin şimdilik bu şekilde devam edelim anlamında geçiştirilmiş cümleleriyle karşılaşıyorsa ve tüm bunlara rağmen belirlediği hedefe doğru ilerlemeye devam ediyorsa o mühendisin frutrasyon dayanıklılığı vardır demektir. Bir diğer özellik olan retorik-diyalektik yetenek, mühendisin düşüncelerini etkili ve ikna edici biçimde sunabilmesini; aynı zamanda olası karşıt görüşleri öngörerek bunlara yönelik yanıtları hazır bulundurmasını sağlar.

Bu bilgilerin yazıldığı dönemin konjonktürüne bağlı olarak üretim yapısı ve dünyanın halini düşünürsek; bugüne göre dönemin daha hiyerarşik, daha stabil, daha az belirsizlik içerdiğini söyleyebiliriz. Olası krizlerin tekil sonuçlarının belirleyicilerine karşı alınacak önlemler, krizlerden çıkma umutlarını besleyici nitelik taşımaktadır. Bugünlerde ise açık tartışma yerine dolaylı ikna, sert retorik yerine veri ve sistem argümanı, frutrasyon yerine psikolojik dayanıklılık ön plana çıkmaktadır. Normal şartlar altında bir mühendisin hedefine giden yolda karşısına çıkan anlık bu engellemeler günümüzde; uzun süreli baskı, belirsizlik ve tekrar eden olumsuzluklar gibi bir dizi olumsuzluğu topyekûn getirmektedir. Sürekli birikme ve buna bağlı olarak yıpranan sahadaki mühendisin karşılaştığı;

  • Kısıtlı koşullarda üretme baskısı
  • Girdi malzemelerinin değişkenliğine bağlı olarak gittikçe kronikleşen hatalar
  • Yetkin mavi ve beyaz yaka çalışanın bulunamaması
  • Takdir görmeden çalışma gibi birden fazla sorunla baş etmek zorundadır.

Sürekli değişen önceliklerin, yapay zekâ teknolojilerinin yeni bir devrimin kapısını aralayan önlenemez yükselişinin sahada çalışana verdiği dijitalleşme baskısı, artık anlık bir sinir yönetiminden öte uzun vadeli zihinsel bir açıklık sağlayacak psikolojik dayanıklılıkla sağlanacaktır.

30 sene öncesinin retorik-diyalektik yeteneği ise gelişen teknolojiyle farklı bir forma evrilmiştir. Sözlü iknayı destekleyecek KPI, trendler, simülasyonlar, analiz programları gibi verilerle desteklenecek sunumlar önceleri uzun argümanlarla yapılan toplantıların tipini değiştirmiş, hızlı şekilde doğru veriyi doğru yerde kullanmayı beceren mühendisi makbul kılmıştır. Tüm bunlara ek olarak eklenmesi gereken yeni yeteneklere ek olarak dijital okuryazarlık, sistemsel düşünme, çevresel sürdürülebilirlik farkındalığı olması beklenen mühendisin sorumluluk alanı genişlemiştir. Yapılan araştırmalar önümüzdeki yıllarda hangi departman olursa olsun bir mühendisin yetenek havuzunda ileri otomasyon, robotik bilgi, yapay zekâ teknolojileri, büyük veri kullanma gibi gelişmelerden bilgi sahibi olmasını gerektirmektedir. Tüm bu teknolojilerin sahada getirdiği kolaylığın yanında bir mühendisin psikolojik dayanıklılığını sorgulatacak olan durum; mevcutta açık olan pozisyonları doldurma zorluğunu çekerken, yeni gelişen teknolojileri benimseyip bu teknolojilerden etkileşimde olacak farklı becerilere sahip iş gücünü bulmasıdır. Sürekli değişen dengelerin şekillendirdiği bir dünyada, aşırı küreselleşmiş tedarik zincirlerinin yarattığı kelebek etkisi, saha koşullarında yönetimi giderek zorlaştırmaktadır.

Çalışanlara yönelik açık ve bütüncül bir stratejisi bulunmayan işletmelerde, kuşak çatışması yaşayan sermaye sahipleri ile mühendislerin yetiştikleri sosyo-kültürel ortamların farklılığı, beklentilerinde ayrışmaya yol açmakta; bu durum ise yalnızca günü kurtarmaya odaklanan, kısa vadeli ve alternatifsiz stratejilerin şekillenmesine ve sürekli değişmesine neden olmaktadır. Şüphesiz, Hütte Bilim Akademisi’nin tasavvur ettiği çok daha çetin koşullar altında mühendislik, ‘kaliteliyi ucuza mal etme’ ideasını gerçekleştirmeye çalışmaktadır; zira içinde bulunulan ortam, birbirinden bağımsız olması beklenen kriz türlerinin dahi karşılıklı etkileşim içinde olduğu çok katmanlı bir kriz yapısına sahiptir. Tekil krizlerin etkilerinin belirli alanda toplanan durumu, günümüzde bir krizin başka bir krizi tetiklediği toplu bir krizin oluşumunu sağlamıştır. Ekonomi ve tedarik zincirlerinin birbirlerine ziyadesiyle entegre olduğu bu ortamda;

  • Enerji fiyatlarındaki değişkenlik
  • Çevre regülasyonları
  • İş gücü bulma zorlukları
  • Finansmana erişememe
  • Talep dalgalanmaları
  • Ticaret savaşları
  • Savaşlardan beslenen ekonomiler gibi unsurlar devamlılığı, geçmiş dönem krizlerini polikrize (çoklu krize) dönüştürmüştür. Bu koşullar altında bir mühendisin karar alma mekanizmaları sahadaki tüm hesaplamalara farklı formüller ekleme ya da silme zorunluluğunu getirmiştir.
  1. POLİKRİZ

Bugün polikriz olarak adlandırılan kavramı Fransız düşünür Edgar Morin 1990’da ortaya atmış ve krizin ekonomik, çevresel, sosyal ve politik krizlerin birbirini desteklediğini ifade etmiştir. Günümüzde bir ulusun lokal krizi uluslararası bağlantısallığın gücüyle yayılmaya ve her bir krizin birbirini tetikler konuma sürüklenmesine neden olmuştur. Bu bağlantısallıktan ötürü yanı başınızda ya da kıtalar ötesinde yapılan bir sosyal medya paylaşımı bile ülkenizdeki dengeleri değiştirecek hassasiyete erişmiştir. Tarihçi Adam Tooze World Economic Forum tarafından yapılan değerlendirmesinde polikriz sürecini 1970 petrol şokları, 2008 küresel finans krizi ve sonrasında gelen çevresel, jeopolitik ve sağlık krizlerinin üst üste binmesiyle oluştuğunu ifade etmiştir. Özellikle 2008 sonrası dönemde finansal sistemin kırılganlaşması, iklim krizi ve hammadde arayışına giren ülkelerin jeopolitik stratejileri ve pandemi gibi tetikleyiciler bu küresel sistemi dengesiz bir konuma sürüklemiştir. Dolayısıyla dünya tarihinde yaşanmış tekil kaynaklı krizlerin günümüzdeki eş zamanlı ve bağlantılılığı küresel düzenin oynak olmasına neden olmaktadır. 2020 sonrası dönem ise bu sürecin pik noktası olarak kabul edilmektedir. Covid-19, küresel tedarik zincirinin türlü siyasi hedefler doğrultusunda uygulanan ambargolara göre kesilmesi, enerji krizi, güvenlik krizi gibi bir dizi olayın aynı anda yaşanmasına ve birbirinden bağımsız gibi risklerin aynı sistem içerisinde birbirini güçlendiren bir yapıya dönüşmesine neden olmuştur.[12]. Bu dönemin pik noktası olarak kabul edilmesinin nedeni tüm bu nedenlerin birbirine olan bağlılıklarının yoğunlaşmasındandır. Nitekim Cambridge Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre modern sistemlerde alt yapıların birbirine olan bağımlılığı arttıkça bir alandaki etki diğer alanlarda zincirleme reaksiyon yaratma eğilimi göstermektedir.[2]

Tarihçi Adam Tooze’un değerlendirmesine göre geçmişte de yaşanan bir dizi krizin günümüzdeki polikrizden farkı da aynı sistem içinde bir geri besleme dalgası yaratacak kadar birbirine entegre olmasındandır. Nitekim 1970’lerde yaşanan petrol krizinin dönemin şartlarına göre krizin tetikleyicisi olabilecek gibi kabul edilen; pandemi, enerji fiyat artışı, faiz artışı gibi bir dizi zincirleme krizleri ortaya çıkarmamıştır [3]. 1929 ekonomi buhranı, 1970 petrol krizi, 2008 finans krizi gibi olumsuz durumun günümüz dünyasında yaşanan krizden ayrılan noktası nitelikten öte yapısal yoğunluğundadır. Nitekim WEF’in (World Economic Forum) global risk raporunda da belirttiği veri alt yapıları ve üretim zincirlerinin iç içe geçtiği bu mevcut kapitalist sistemin bir döngüsel sistemi içinde normal bir dalgalanmaymış gibi görünen yapısını tsunamiye dönüştürebilir. Geçmiş dönem kriz etkilerinin lineerlikten öte üstel bir hale gelmesi nedeniyle, kapitalist sistemin kendini yeniden üretme sürecindeki bir arayışı gibi göründüğünü savunanların yanıldığı noktada burasıdır. Bazı teorisyenlerin dediği gibi kapitalizmin yaşadığı krizleri kendini yenileme hali, yaratıcı yıkım kavramları altında değerlendirmesi sonucunda yarınlara yenilenmiş halde çıkacağı fikri, günümüz krizlerin artarak artan haliyle uyuşmamaktadır.

Bir kriz genellikle iki tür dinamiğin birleşmesiyle ortaya çıkmaktadır. Birincisi zaman içinde biriken yapısal baskılar (artan eşitsizlik, artan sera gazı birikimi, tedarik zincirlerinin merkezileşmesi gibi), ikincisi ise bu baskılarla birleştirildiğinde sistemi eşik noktasına iten tetikleyici olaylardır. Sistem dengesizlik durumuna girdiğinde zararlı sonuçlar yaygınlaşır ve sistemin işleyişi ciddi şekilde bozulur [7]. Nitekim 2008 Küresel Finansal Krizi ve COVID-19 Pandemisi gibi küresel krizler, tekil nedenlerden ziyade yıllar içinde artan gelir eşitsizliği, aşırı borçlanma, çevresel ve iklimsel sorunlar ile jeopolitik gerilimler gibi yapısal dinamiklerin birikmesi sonucunda sistemin eşik noktasına gelmesiyle ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla aynı anda yaşanmasından öte krizlerin yapısal olarak birbirine bağımlılığını ifade etmektedir. Enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar enflasyonu tetikler, enflasyon siyasi istikrarsızlığı besler, siyasi istikrarsızlık yatırım ortamını ve ekonomik büyümeyi zayıflatır. Aynı şekilde iklim şokları göç hareketlerini arttırır, göç siyasi kutuplaşmayı ve toplumsal gerilimleri tetikleyebilmektedir. Dolayısıyla küresel süreçlerin bağlantısallığının oluşturduğu karmaşık, dengesiz ve zor durumun oluşturduğu polikriz, bu krizi anlamak için önemli bir araç olarak görülebilir. Geçmiş dönem krizleri gibi görülen bu tip dalgalanmaları yönelik atılacak klasikleşmiş adımların yerine tampon mekanizmalar, krizlerin birbirini tetikleyen geri besleme mekanizmalarını kesen koordineli ve çok seçenekli planların olduğu stratejiler gerekmektedir.

Şüphesiz bu polikriz ortamının ekonomik, siyasi, çevresel ve sosyo-ekonomik alanlara getirdiği değişimler, firmaları mevcut rekabet ortamını kızıştıran ve daimî bu krizlerle baş etmekten yorulan işletmelere yol açmaktadır. İşletmelerin kriz yönetiminde başarılı olabilmesi, rakipleri karşısında üstünlük sağlayabilmesi ve bu üstünlüğü stratejik olarak sürdürülebilir kılabilmesi; değer yaratma mekanizmalarının yalnızca finansal göstergeler üzerinden değil, üretim altyapısı, tedarik zinciri dayanıklılığı, teknolojik yetkinlik ve örgütsel öğrenme kapasitesiyle birlikte bütüncül bir perspektifle ele alınmasını zorunluluğunu getirmiştir. Günümüz rekabet ortamında değer, salt maliyet minimizasyonundan ziyade; belirsizlik altında karar verebilme, operasyonel sürekliliği koruyabilme ve teknik süreçleri adaptif biçimde yeniden yapılandırabilme kabiliyeti üzerinden tanımlanmaktadır. Bu bağlamda kriz yönetimi, geçici bir savunma refleksi olmaktan çıkmış; işletmenin stratejik mimarisinin kurucu unsurlarından biri haline gelmiştir. Polikriz ortamında dökümhane mühendisi ise, artan belirsizlik ve çoklu baskı koşulları karşısında frustasyona teslim olmak yerine; psikolojik dayanıklılığını güçlendirmeli, teknik akıl yürütmesini retorik ve diyalektik yetkinlikle destekleyerek hem sahadaki süreçleri rasyonel biçimde yönetebilmeli hem de yönetimsel karar mekanizmalarıyla kurduğu iletişimde ikna ve muhakeme kapasitesini stratejik bir avantaja dönüştürebilmelidir.

3.POLİRİZ ORTAMINDA DÖKÜMHANE MÜHENDİSLİĞİ

Üretim sistemlerinin bu hassas dengeler üzerine kurulu yapısı deterministik olan metalurjik süreçleri stokastik bir sürece yöneltmiştir. Bir dökümhane mühendisinin frutrasyondan öte psikolojik dayanıklılık göstermesi gereken noktası da burasıdır. Gelenekselleşmiş mühendislik tanımında minimum maliyetle maksimum kalite beklentisiyle erişilen optimum proses çıktısı yerini kabul edilebilir kalite, sürdürülebilir maliyet, tedarik ve proses güvenliğini sağlanışını dayanaklı bir işleyişle olması gerekliliğini getirmiştir. Nitekim bir dökümhane mühendisinin alacağı tüm teknik ve yönetsel kararların sonucunda bulduğu teknik çıktıyı ucuza yapma hedefinde bir optimizasyon parametresi olarak görülen finans, şimdilerde öncelik olarak verilecek teknik kararların sınırlarını belirlemekte ve bu sınır içerisinde bir çözüm aranmaktadır. Dolayısıyla finansın sınırları belirleyen yapısının evrildiği günümüz polikriz ortamı, finansı direkt olarak teknik kararın içeriğinin belirleyicisi haline getirmektedir. Nitekim enerji ve hammadde erişimde yaşanan krizler de bu denklem içerisinde kendisine yer bulabilmektedir. Dolayısıyla psikolojik dayanıklı proses yürütücü olarak yeni görevini devralan bir dökümhane mühendisinin modern bir bakış açısıyla bakması gerektiği parametreler;

  • Ergitmede tüketilen anlık kwh/ton tüketim verilerine küresel değişimlere bağlı olarak değişen trendlere göre yine anlık şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir.
  • Refrakter ömürleri enerji tüketimleriyle beraber izlenmelidir.
  • Ocak şarj malzemeleri olarak kullanılan pik, çelik hurdanın enerji tüketimlerini anlık izlenecek veriyi sağlamalıdır. Ayrıca tek bir şarj reçetesine bağımlı kalmak yerine ham maddeye erişim problemleri gibi oluşabilecek her türlü senaryoya karşı gerçekleştirilecek simülasyonlarla desteklemek gerekmektedir. Şarj esnekliği sağlanmalı ve bu esneklikten kimyasal analizde oluşturması muhtemel olumsuz etkileri nötralize edecek girdi malzemeleri belirlenmeli ve hedeflenen kalite beklentilerinin altına düşülmemelidir.
  • Polikriz ortamında belirsizliğin oluşturduğu sürekli acil durum hissinin oluşturduğu baskıyla enerji verileri, ret oranları, şarj varyasyonları istatistiksel olarak küresel piyasalardaki değişkenlerle beraber okunmalıdır.

Artık retorik-diyalektik yeteneğe bağlı etkili sunum yapabilmeden öte kesin sonuçların, net çözümlerin getirildiği, krizlerin birikimi olarak görülen bu durumu geçici çözümler almayı bıraktıracak forma gereksinim oluşmaktadır. Ancak dökümhaneyi veri yumağı haline getirip gerekli teknoloji yatırımların insan stratejisi ile desteklenmesi, bir krizi çözerken başka bir krizin kapısını aralayabilmektedir. 2025 sonrası yayımlanan güncel sektör raporları bu çelişkiye işaret etmektedir. İmalathanede rekabetçi koşulları arttırmak mevcut kriz ortamını fırsata çevirmek için giriştikleri teknolojik yatırımların, bu teknolojiyi yönetecek insan kaynağını aynı oranda geliştirmemektedir. Çalışan stratejisi eksikliği giderek eleman bulma zorluğunu anlatan çalışmalar mevcut durumun tutarsızlığını anlamaya yetmektedir. 2025 tarihli Kuzey Amerika ve Avrupa merkezli çalışmada şirketlerin temel problemlerinin çalışandan öte doğru

yetkinliğe dahi çalışanı bulamamakta olduğu söylenmektedir. Polikriz ortamında yetkinlik diye adlandırılan havuzun içerisinde teknik bilgiden öte bu çatışmanın içerisinde esnek biçimde stratejilerini değiştirecek, psikolojik dayanıklı mühendise ihtiyaç duyulmaktadır. Çünkü mevcut dökümhaneler artık daha dar proseslerle, çevre regülasyonlarıyla ve hata toleransı düşük ve yüksek izlenebilirliğe sahip dijital sistemlerle çalışmaktadır. Dolayısıyla hem teorik bilgisi olan hem de saha tecrübesi olan bir mühendise olan arayışın karşılık bulunamaması genel itibariyle bir dökümhane mühendisinin tek başına çözmesi gereken bir sorun da değildir. Bu mühendisin gelişim sürecine destek olabilecek sistemsel programları uygulayacak dökümhaneler de uzun vadeli stratejilerinin bir parçası olarak görülecek bu emeğin sonucunda kriz ortamından çıkartacak hamleleri beklemelidir. Böyle bir yaklaşım benimsenmediği takdirde, mühendis ile sermaye sahipleri arasında ortaya çıkması muhtemel beklenti uyumsuzluğu (expectation misalignment), teknik rasyonalite ile yönetimsel öncelikler arasındaki gerilimi derinleştirmektedir. Bu durumda mühendisin “teknik olarak doğruyum ancak dinlenmiyorum” ya da “itiraz ettiğimde sorun çıkaran kişi olarak algılanıyorum” biçimindeki deneyimi, özellikle X ve erken Y kuşağı sermaye sahiplerinin; performans, hız ve uyum odaklı algı filtreleri içinde yapıcı bir katkı değil, örgütsel direnç göstergesi olarak yorumlanabilmektedir. Bu yöneticilerin yetiştiği hiyerarşi bu ifadeleri otoriteye karşı gelinmiş izlenimi yaratabilir. İnsan kaynağını operasyonel bir girdi olarak gören bir yönetim anlayışı, mühendisi polikriz ortamından çıkaracak operasyonel bir strateji olarak görememektedir. Bir dökümhane mühendisinin katma değer üretme beklentisini mümkün kılacak sistematik eğitim programları ve bilgi aktarım mekanizmalarının çalışır durumda olması, yöneticilerin “hazır yetenek mühendis” algısının ötesine geçmesine neden olacaktır.

Atılacak yeni stratejilerle dökümhane mühendisliği bir mühendis için zorunlu bir başlangıç noktasından öte malzeme bilimi, proses mühendisliği ve sürdürülebilirlik açısından bir öğrenme yeri olarak görülebilir. Böylece lisans eğitimi boyunca aldığı tüm teorik bilginin dökümhane koşullarında edindirdiği gerçeklikle birleşmesi, tüm bilgi birikimini sistematik olarak kullanmasına yol açacaktır. Dolayısıyla bazı sermaye sahiplerinin kendisine düstur edinebildiği düşük ücret, yüksek tolerans ve tecrübeyle çözdüğü sorunların faturası günümüzde hataların pahalılığından, fire-enerji kaybı-kalite dalgalanmaları gibi tolere edilemeyecek parametrelerle artmaktadır. Sık personel değiştirip üstüne üstlük bilgi aktarımı yapılmadan oluşan her ayrılık süreci daha maliyetli bir sonuca çıkmaktadır. Bunun yerine gelişime müsait olarak görülen bir dökümhane mühendisini de polikriz ortamında çıkaracak bir stratejiymiş gibi görüp, gelişimine destek vermesi vizyoner bir duruş sağlayacaktır.

Dökümhane mühendisinin bireysel olarak yapacaklarıyla çalıştığı kurumun polikriz ortamında çıkacak adımları stratejik, teorik ve iletişim odaklı yapısı hem bireysel hem de işletmeye ciddi katkılar sağlayacaktır. Tüm bu adımların ortak paylaşımı oluşturan esneklik ve sürekli öğrenme odaklı yaklaşımı ile olası olumsuzluklara karşı birden fazla planlı olmayı gerektirmektedir. Dolayısıyla türlü olumsuzluklara verilecek tepkilerin kapasite artışı bu yolla artmaya başlayacaktır. Polikriz ortamında bir dökümhane mühendisinin bireysel yapacağı temel eylemler;

  • Döküm süreçlerinde verimlilik ve sürdürülebilirlik sağlayacak IOT sensörleri, veri analitiği gibi akıllı üretim uygulamalarını takip etmek ve sektördeki bu dengesizliklere uyum sağlamayı kolaylaştırmak
  • Olası tedarik zincir riskleri ve maliyet baskısı için alternatif tedarik veya stok stratejileri gerçekleştirmek
  • Belirsizlik ortamının en önemli aracı olan iletişim kanallarının açık ve şeffaf şekilde gerçekleşmesini sağlamak. Saha da çalışan hem mavi yaka çalışanlarına hem de sermaye sahiplerine tek düze bir anlatım yerine her kesimin anlayacağı bir yaklaşımla kriz ortamını anlatılabilir kılmak
  • Tedarikçilere kurumsal sürdürülebilirlik çerçevesinde kriterler ekleyerek regülasyon risklerini indirmek ve rekabetçi piyasada imajını doğrulamak
  • Enerji yoğunluk haritalandırmayla girilen şarj malzemelerine göre tüketilen enerjilere alternatif oluşturabilecek senaryolar hazırlamak
  • Haftalık enerji ve kalite dalgalanmalarını aynı çatı altında incelenmesini sağlamak
  • Tüm çalışanların enerji bilinci, proses optimizasyonu, proses güvenliği gibi konularda verilecek tool-box eğitimlerle farkındalık ve sahiplenme duygusunun aşılanmasını sağlamak.

Sermaye sahibi ile dökümhane mühendisi aynı üretim yapısını birbirlerini tamamlayacak ve destekleyecek şekilde iki uç nokta olarak temsil etmektedir. Sermaye sahibi işletmenin nakit aşını koruyacak, oluşabilecek enerji fiyatlarında dalgalanmaları tolere edilecek mekanizmaları kılmak, alacağı yatırım kararlarının mevcut konjonktüre göre şekillendirecek adımlar atmak olurken, dökümhane mühendisi ise bu çerçeveyi teknik bir istikrara dönüştürmekle yükümlüdür. Proses kontrolü ile finansal dayanıklılık arasındaki bağ ile metalurjik ve operasyonel değişkenler optimize edilebilir.

  1. SONUÇ

Polikriz koşullarının oluşturucusu ekonomik dalgalanma, enerji arzı belirsizliği, tedarik zincirindeki kırılmalar, çevresel regülasyonlara bağlı sürdürülebilir olma baskısı bir dökümhane mühendisini teknik ve yönetsel kararlar alan bir çalışandan öte bu risk ortamını her türlü değişkene karşı denge ile sağlama zorunluğunu getirmektedir. Dolayısıyla, mikro ölçekte kontrol edilen tüm proses parametreleri; makro düzeyde tedarik sürekliliği ve gömülü emisyon göstergeleriyle birlikte ele alınmalıdır. Böylece yalnızca deterministik yaklaşımlara dayanan bir anlayışın ötesine geçilerek, belirsizlik ortamında atılacak stratejik adımlarla daha dayanıklı bir proses yapısına evrilmek mümkün olacaktır.

Bu bağlamda mühendislik teknik doğruluğun yanında örgütsel dayanıklılığı, multi-disipliner iletişimi sağlayarak belirsiz ortamda görünmeyen tüm değişkenleri görülebilir hale getirmelidir. Şüphesiz bu ortam geçmiş dönem mühendislik faaliyetlerinin yürütüldüğü zamanlara göre daha dirayetli olunması gereken, büyük resmi görebilen ve karşılaşılan her engel için farklı bir planının cepte olması gereken bir dönemdir. Önceleri teknik optimizasyonu en uygun koşullarda yürütme çabası, şimdilerde kötü koşullar içerisinde en uygun prosesi bulma çabasına gelmiştir ve bu kötü koşulların parametreleri güçlü küreselleşme bağlantıları nedeniyle herkes tarafından hissedilir olmuştur. Günümüzde küresel ölçekte hissedilen ekonomik krizler, açık biçimde yürütülen güç ve savaş stratejileri ile hammadde güvenliği adına ulusal çıkarlarını önceleyen devletlerin sınır tanımayan rekabetçi yaklaşımları, klasikleşmiş çözüm kalıplarının ötesine geçmeyi ve yenilikçi stratejiler geliştirmeyi zorunlu kılmaktadır. Proses güvenliğinin sağlanabilmesi için, yönetici konumundaki dökümhane mühendislerinin, dünyadaki oynak ve belirsiz zemin karşısında atacakları her adımı daha güçlü bir teknik bilgi temeline dayandırmaları; stratejisi oturmuş sermaye sahipleriyle uyumlu çalışabilmeleri, çevresel ve sektörel olumsuzluklara karşı psikolojik dayanıklılık geliştirmeleri ve yeni bir retorik-diyalektik çerçevede yanıt üretebilmelerini gerektirmektedir.

5.KAYNAKÇA

[1] Wikipedia Contributors. (n.d.). Polycrisis. In Wikipedia, The Free Encyclopedia. https://en.wikipedia.org/wiki/Polycrisis

[2]  Galaz, V., Biermann, F., Folke, C., Olsson, P., & Ness, B. (2023). Global polycrisis: The causal mechanisms of crisis entanglement. Global Sustainability. https://www.cambridge.org/core/journals/global-sustainability/article/global-polycrisis-the-causal-mechanisms-of-crisis-entanglement/06F0F8F3B993A221971151E3CB054B5E

[3] World Economic Forum. (2023, March 20). Polycrisis: Adam Tooze historian explains. https://www.weforum.org/stories/2023/03/polycrisis-adam-tooze-historian-explains/

[4] Grafton-Wood, S. (2023, March 20). Is the world really in a polycrisis? Time. https://time.com/6247799/polycrisis-in-davos-wef-2023/

[5] Harrington, T. (2023, April 10). The case for “polycrisis” as a keyword of our interconnected times. Aeon. https://aeon.co/essays/the-case-for-polycrisis-as-a-keyword-of-our-interconnected-times

[6] Polycrisis.org. (n.d.). De-globalization or re-globalization? https://polycrisis.org/resource/de-globalization-or-re-globalization/

[7] World Economic Forum. (2023). Global risks report 2023. https://www.weforum.org/reports/global-risks-report-2023/

[8] World Steel Association. (2010, April 22). Global crude steel output decreases by 8 % in 2009. https://worldsteel.org/media-centre/press-releases/2010/global-crude-steel-output-decreases-by-8-in-2009/

[9] Lawrence, M., Homer-Dixon, T., Janzwood, S., Rockström, J., Renn, O., & Donges, J. F. (2024). Global polycrisis: The causal mechanisms of crisis entanglement. Global Sustainability, 7, e16. https://doi.org/10.1017/sus.2024.1

[10] Özden, K., Erdoğdu, D., & Gül, S. (2017). Kriz yönetiminde üretim yönetimi stratejileri ve politikalarının kullanılmasıyla ilgili bir alan araştırması. İstanbul Gelişim Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 4(2), 23–50. https://doi.org/10.17336/igusbd.348761

[11] Our World in Data. (n.d.). Trade as share of GDP. https://ourworldindata.org/grapher/trade-as-share-of-gdp

[12] https://www.weforum.org/publications/global-risks-report-2026/infographics-global-risks-report-2026/

[13] International Energy Agency. (2025). Monthly price volatility for selected minerals and fossil fuels, January 2014–March 2025 [Chart]. IEA. https://www.iea.org/data-and-statistics/charts/monthly-price-volatility-for-selected-minerals-and-fossil-fuels-january-2014-march-2025

[14] Crichos, H., & Hennecke, M. (2010). Hütte: Mühendislik Bilimi (32. basımdan çeviri, A. C. Çevir.). Literatür Yayıncılık.

 

Yazan: Mustafa Özgül ABAY (Dökümhane Akademi ekibi hakkında ayrıntılı bilgi için bu bağlantıyı takip edebilirsiniz.)

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir