“Avrupa Birliği’nin 11 Aralık 2019 tarihinde kabul ettiği yeşil mutabakat eylem planı ile dökümhaneler ve dökümhane mühendislerinin alacağı tüm aksiyonların, yeşil bir çerçevede değerlendirmeleri isteniyor.”

1.Giriş

Mühendisin ürettikleri, teknik araçların kullanılması ve geliştirilmesi sayesinde insanların yaşam olanaklarına hizmet eder. Bu tekniğin temel esasları; madde, enerji ve bilgidir.[11] Tekniğin gelişimindeki rolü merkezi olan mühendis ise tekniğin gelişimi sonucu ön görülen tüm emniyet sınırlarını matematiksel olarak hesap ederek, oluşan yeni sistemin hem sosyokültürel hem de insan hayatını kolaylaştırması bağlamında sonuçlarını belirlemiş olur. Dolayısıyla gelişim, teknik çerçevesinde şekillendirilmiştir ama geliştirilen her teknik, doğa olaylarını etkilemektedir. Özellikle küresel meta-zincirinin amaçları doğrultusunda sadece maddi kazanç uğruna geliştirilen tekniklerin emniyet sınırları belirlenmemiş ya da üstü kapatılmış olabilir. Tekniğin gelişimi sonucunda çevrenin ve kaynakların korunması, biyotop ve türlerin hesap parametrelerine eklenmesi gibi özel bir sorumluluk ortaya çıkmaktadır.

1.sanayi devriminden bu yana gelişmeler doğrultusunda, doğrusal ekonominin yerleştiği dünyamız; arz-talep dengesini değiştirmiş ve sosyokültürel bağlamda sadece maddi hislerimiz için değil manevi hislerimizin tatminini satın almaya başlamıştır. Tüm bu gelişmelerin formüllerinde yok sayılan bir parametre, günümüzün büyük bir sorunu olan kaynak kıtlığı sorununu ortaya çıkarmıştır. Küresel talepteki artışın bugünkü 6,5 milyardan, 2050 de 9,6 milyara çıkması ve 2030 yılında ise küresel piyasaya 3 milyar ekstra orta sınıf tüketicinin dahil olması beklenmektedir.[13] Tüm bu beklentiler dışında pandeminin oluşturduğu boşluğu doldurmak adına kaynakları hunharca harcayabilecek üretim tesislerinin eklenmesi; mühendislik bağlamında oluşturulan tekniğin tanımından uzaklaşıldığının bir göstergesidir. Yaşam kalitemizi etkileyen sorunlardan olan; küresel ısınma, eriyen buzullar, görüş mesafelerinin hava kirliliğinden dolayı bozulan karayolları, atık suların bitkilere verdikleri zararlar ve kaynak yetersizliği gibi konular ortaya çıkmaktadır. Bu durum Avrupa Birliği ülkelerinde yeni mutabakatların hazırlanmasına ve sektörel bazda yapılacak ticari faaliyetlerin belirli çevresel kurallara göre şekillenmesini zorunlu kılmıştır. Artık devir yüksek kaliteli ürünü çok sayıda üretme devri değil, üretimin hem birincil hem de ikincil kaynaklarının şeffaf bir şekilde gösterilip, bir nevi ürünün çevresel koşullara uygunluğunu gösteren etiketinin çıkarıldığı bir devir olacaktır.

Şekil 1. 1750-2020 Arasında Değişen Emisyon Değerleri [13] ve Sektörlere Özel Enerji ve Emisyon Tüketimleri [14]

AB, 11 Aralık 2019 tarihinde belirlemiş olduğu iklim politikasına göre yeşil mutabakat eylem planını açıklamıştır. Sanayi devriminden bu yana ekonomik büyüme ile paralel seyreden çevreye verilen zararın makro düzeyde hissedilir olması, AB ve diğer ülkeleri bir mutabakat altında toplama ihtiyacını doğurmuştur. Ekonomik büyümeyi iklim gündemini göz önünde tutarak gerçekleştirmek ve yatırımcılar ile işletmelerin küresel ısınmayı sınırlandıran bir senaryoyu kabul etmeleri için yapılmış bu anlaşma sonucunda, ithalat fiyatları ürünün yeşil mutabakata olan uyumu çerçevesinde değerlendirilecektir.[6] AB, bu mutabakat ile 2050 yılında iklim-nötr kıta olma hedefini ortaya koyarken, sanayisini ve tüm kalkınma planlarını yeşil bir politika içerisinde değerlendirmektedir. Ortaya konulan bu mutabakat ile Avrupa’nın rekabetçi konumunu koruyup, pazarın mutabakata uymayan ülkelere doğru kaymasını engellemesi için sınırda karbon düzenleme mekanizmasını hayata geçirmiştir. Bu düzenlemeye göre ürünün doğaya bıraktığı her bir karbon izi, fiyatındaki değişimi etkileyecektir. Dolayısıyla ürünün üretilmesi için birincil ve ikincil üretim kademeleri, ürünün ihraç edildiği ülkelere hangi nakli yollarla yapıldığı, hatta ürünün kullanım ömrünü tamamlayana kadar geçen zaman, ürünün ekolojik ayak izini belirleyecektir. Özellikle Türkiye’nin AB ülkeleri ile olan ticari entegrasyonlarının sağlıklı bir şekilde devamı için bunun önemi ortadadır. Mutabakatın emisyon ve ham madde kullanımı açısından öncelik sırasına koyduğu demir çelik sektörü, ihracat gücünü koruyabilmesi adına belirli adımları atmakla yükümlü olacaktır.

2.Yeşil Dökümhaneler – Yeşil Mühendisler

Yeşil mutabakatın yaygınlaşması, tüketici davranışları üzerinde de değişiklikler yapmıştır. Artık tüketiciler; satın aldığı ürünün toplum ve çevre üzerinde olumlu izler bırakmasını istemektedirler. ABD’de yapılan bir araştırmaya göre 2011 de bu isteğe olumlu yaklaşanların oranı %7 iken, 2020 de bu oran %42’ye çıkmıştır. Tüm bunların neticesinde büyük şirketlerde “iyilik yapıp iyilik bulmayı” hedeflemekte ve bu hedef doğrultusunda üretim proseslerini ve yatırımlarını şekillendirmektedirler. Üretim sektöründe çalışanların artan enerji ve girdi maliyetleri, yeşil ürünler için artan tüketici çekiliği ve hükümetlerin daha katı uyguladığı çevre ve atık yönetim yasalarını uygulamaya koymaya çalışması; bu yönelimin katalizörleri olmuştur.

Birinci sanayi devriminden bu yana artan rekabetçi koşullara karşı durabilmek; en kaliteliyi en hızlı şekilde üretmek, sayıları günden güne artan ve coğrafi koşulların sınırlamadığı rakiplere karşı komodite olma riskini göz önünde tutarak yenilenen üretim koşullarına entegre olmak,  üretim sektöründe çalışan yöneticilerin düsturu olmuştur. Bu minvalde yapılan tüm hesaplamaların özü, birim zamanda en verimli ve kaliteliyi hızlı bir şekilde üretmek üzerine kurulmuş, firmaların performans ölçüleri zamana karşı verdikleri bu amansız yarışa göre düzenlenmiştir. Verim kavramının sadece birim zamana bağlı iş hacmine göre şekillenmesi ve kaynak yetersizliği fikrinin ortada olmaması, o zamana kadar artan talepleri karşılamak adına gerçekleştirilen her fiiliyata karşı enerji ve kaynak yönetiminin yapılmış olmaması, artan hammadde maliyetlerini karşılayamayan birçok firmayı küresel krizler karşısında zor duruma sokmuştur. Çünkü ekonomik gidişatı etkileyen enerji ve hammadde fiyatlarının değişken yapısı karşısında, hızlı bir aksiyon alınamamış olması, firmaları çıkmaza sürükleyebilmektedir. TÜDOKSAD’ın döküm sektöründen bazı yöneticiler ile yapmış olduğu mülakatta da görülmüştür ki en çok muzdarip olunan konu, artan girdi maliyetlerinin ürünlere yansıyamamasıdır. Pandemi sonrasında aç kalan piyasanın karnını doyurmak adına artan üretim oranlarının karşılığı, kar oranlarına yansıyamamaktadır.

Uluslararası enerji ajansına göre demir-çelik sektörü dünya çapında endüstriler tarafından tüketilen tüm enerjinin yaklaşık % 20’sini ve dünyanın doğrudan CO2 emisyonlarının yaklaşık % 30’unu oluşturmaktadır.[13]  Ortaya konan bu rakamlar yasa düzenleyiciler ve yatırımcılar tarafından değerlendirilmekte ve rekabet gücünün korunması adına yenilikler yapma zorunluluğuna itilmektir. Üretim sektörü için birim zaman içerisinde kaynağını en verimli şekilde en kaliteli ürünü üretmek gibi bir sorumluluğu vardır. Artık kitlesel üretim yöntemlerinin şekillendirdiği üretim planlama yöntemleri; günümüz sorunlarına cevap verememektedir. Bu yüzdendir ki değişken hammadde maliyetleri, müşterilerin ürünlerinde istediği spesifik özellikler, değişen siyasi konjonktür, düzgün bir seyirde olmayan para piyasaları karşısında üreticilerin ne stok yapma lüksü ne de  müşteri isteklerine cevap verememe durumu vardır. Avrupa Dökümcüler Birliği’nin (CAEF) Ekim 2021 tarihli web sitesinde yaptığı yayında da net bir şekilde belirtildiği üzere enerji ve hammadde maliyetlerindeki artış; zaten az olan dökümhane kar marjlarını daha da çıkmaza sürükleyebilir.[16] Artık devir eldeki sınırlı hammadde kaynakları ile doğru tahminlerde bulunarak hareket etmek olmalıdır. Aksi takdirde tecrübe ile sabit yapılacak planlamalar, her bir işletmeye gün içerisinde farklı tecrübeler kazandırılmasını sağlayabilir.

Geleneksel planlama yönteminde uzun vadeli yapılan planların satış-pazarlama ekibinin ya da genel manada firma tecrübesine dayalı olarak yapıldığı görülmektedir. Döngüsel ekonomi analitiği baz alınarak üretim planlamamın matematiksel modellemelerinin entegre edilmesi şart olmaktadır. Böylece üretim planlayıcıları sürecin değişkenlerine karşı daha akıllı bir planlama  ile uzun vadeli planları gerçekleştirebileceklerdir.

Böylesine bir sistemin mümkün olması, üretim sisteminin dijitalleşip verilen toplanması sonucunda mümkün olacaktır. Veriler fabrika içerisinden veya hammadde taşıyan kamyondan, müşterinin deposundaki sensörlü paletlerden toplanabilir.  Akıllı bir planlama sisteminin varlığı, üretim sürecinin ve envanter durumunun kontrol edilebilirliği sayesinde olmaktadır. Planlamanın beslendiği kaynaklar ürünün uçtan uca yaşam döngüsü aşamalarının entegre edildiği, üretim sistemlerinin dahili fonksiyonel birimlerinin birbirine bağlandığı dikey entegrasyon ve harici değer yaratma ağlarının olduğu yatay entegrasyonlardır. Anlık veriler ile birlikte çeşitli simülasyon senaryoları sayesinde uzun vadeli planlar yapılabilir. Uzun vadeli planlar içerisinde şirketin geçmiş satış verileri ve pazar gelişmeleri, teknolojik trendler, piyasa koşulları, politik şartlar gibi geleceğe yönelik verilerle bağlantı kurulmasını gerektirir.

Şekil 2. Akıllı Planlama Sistemlerinin Bağlı Olduğu Unsurlar

Üretim sisteminin süreç odaklı bir hale getirilmesi ile tüm üretim prosesinin bir akış şeması ortaya çıkmaktadır. Ortaya çıkan bu akış şemasını etkileyecek tüm parametreler sayesinde çok seviyeli süreç modeli ortaya çıkmaktadır. Süreç, bir müşterinin siparişini yerine getirmek için kullanılan iş mantığını temsil etmektedir. Talep yapısındaki nitel ve nicel kalıpları ortaya çıkarmak için farklı istatiksel algoritmalar kullanmaktadır. Bu yüzden firmalar;

  • Üretim hattının ayrıntılı bir çizelgesini oluşturmalıdır.
  • Planlanan programdan sapmalara karşı çevrimiçi tepki oluşturmalıdır.
  • Üretim hattını otomasyon sistemleri ile entegre edip, birbirleriyle haberleşebilir kılmalıdır.
  • Sürecin her aşamasında anlık veri her yerden kontrol edilebilir olmalıdır.
  • Tüm üretim sistemi anlık değişkenlere karşı esnek nitelikte olma amacını taşımalıdır.

Şekil 3. Üretim Sektöründe Akıllı Planlamanın Sistematiği

Modern planlama yöntemlerinin oluşmasının tek koşulu tüm bu verileri erişilebilir konuma getirmektir. Bu da ancak üretimimizi dijitalleştirmekten geçmektedir. Gittikçe karmaşık hale gelen piyasa koşullarında sağlam adımları atmanın koşulu, geçmişte olduğu gibi tecrübeye bağlı çözümlerle mümkün olmamaktadır. Nitekim küresel pazar hiç karşılaşmadığı zorluklarla karşılaşmakta ve bu koşullarda uzun vadeli plan yapmak daha zor bir hale gelmektedir. Dolayısıyla yapılması gereken verilerin erişilebilir, şeffaf olduğu bir sistemi getirmek, hatalar ve doğrular arasında kurulması gereken tüm modellemeleri, getirilecek dijital dünyanın nimetleri ile tanımaktır. Bu da dünyada geleneksel yaklaşımların ötesinde otonomik bakış açısıyla yapılan tahmini veriler üzerinden yürüyecektir. Bu otonomi; insan beyninin hatalar ve doğrular üzerinde kurduğu korelasyonlarda yetersiz olduğu durumlarda ortaya çıkan ve yapay zekanın piyasa koşullarında firmayı etkileyecek tüm parametreleri inceleyerek kendi kararını kendisinin verdiği ya da rehber olduğu bir sistemi anlatmaktadır. Bu sistem sayesinde döküm prosesi gibi hassas dengeler üzerine kurulmuş piyasa ekonomisine karşı tüm etkiler, formülasyonun bir parçası haline gelecektir.

Şekil 4. Farklı Sanayi Devrimlerinde Üretim Planlamaya Olan Bakış Açıları [7]

Dökümhanelerin değişen yapısı karşısında sektörde çalışan üretim mühendislerinden de beklentiler aynı şekilde değişmektedir. Endüstri 4.0 kavramının oluşmasından sonra temel mühendislik becerilerinin yanında; dijitalleşen üretim koşullarına ayak uydurulması için farklı yetenek ve eğitimler daha da aranır olmaktadır ve olacaktır. Nitekim yapılan araştırmalar artık üretim mühendislerinden hem vizyoner düşünme, endüstriyel yenilikleri başlatma ve uygulama becerisi, ileri teknoloji öğrenme tutkusu gibi özellikleri ararken hem de artırılmış gerçeklik uygulamaları ve sanal gerçeklik oluşturma konusunda deneyim sahibi, mobil uygulamalar geliştirme konusunda bilgi sahibi olması gibi dijital dünyada çalışma yetkinliğinin arandığı filtrelemelere tabi olmaktadır.[1]

Şekil 5. Endüstri 4.0 ile Dökümhane Mühendislerinden Beklentiler [1]

Artan çevresel kaygıların üretim sektöründeki yaptırımları sonucunda, bu özelliklere ek olarak farklı unsurlarında eklenmesine sebep olmuştur. Artık üniversite araştırmalarına konu olmuş ve akademik müfredatları değiştirecek disiplinler arası yeni bir kavram olan “yeşil mühendislik” ortaya çıkmıştır.

Yeşil mühendislik bir ürünün tüm yaşam döngüsü boyunca genel çevresel etkiyi en aza indirgemek amacıyla malzemelerin süreçlerin, sistemlerin ve cihazların tasarım ve sentezine odaklanan tüm mühendislik ve disiplinleri kapsamaktadır.[9] Yalnızca üretimde kullanılan hammaddelerin değil, ürünün kullanımı sırasında atık miktarı, atık bertarafı, geri kazanım gibi parametreler analiz edilir. Bu ürünün tasarımı esnasında geri kazanımın bilinçli bir şekilde düşünülmesini zorunlu kılar. Temel mühendislik biliminin tam anlamıyla kavranıp, reaksiyonların çevrede bırakacağı etkiler, ürünün kullanım aşamasında ya da kullanım ömrünü tamamladığında hangi döngüsel ekonomi sistemine dahil olabileceği gibi kavramlar da göz önünde tutulmalıdır. Bu yüzden yapılan araştırmalar mühendislik eğitiminin de mutlaka değişmesi gerektiğini söylemektedir. Amerika da mühendislik eğitimi veren bir üniversite “yeşil mühendislik eğitimi “ altında farklı bir müfredat programı hazırlamıştır. Bu müfredatın amacı öğrencilerde yeşil mühendislik adına bir farkındalık oluşturmak ve her mühendislik mezunun mühendislik faaliyetlerinin çevresel ve toplumsal sonuçlarını anlamasını sağlamaktır. Bu şekilde farklı disiplinlere ait konular temel mühendislik eğitimi ile birleştirilmektedir. Bu konular;

  • Sürdürülebilirlik
  • Gıda ve Su Kaynakları
  • Katı ve Tehlikeli Atıklar
  • Sürdürülebilir Şehirler
  • Evrim ve Biyoçeşitlilik
  • Alternatif Enerji Kaynakları dır.

AB’nin getireceği yol haritasına göre şekillenen sistem ile ticaretin yeni kurallara uyma hükmünün yanı sıra işletmelerin bu farkındalığa öncelikle bireysel bir yaklaşımla bakmaları gerekmektedir. Doğaya verilen zarar ile ticari kazancın dengesi, ülkelerin atacağı adımlara göre şekillenecektir ancak özellikle emisyon değerlerinin ve enerji kaynaklarının kullanmasında cömert olan metal sektörünün atacağı adımlar diğer sektörlerden daha büyük olmalıdır.

Amerikan dökümcüler birliği (AFS) çevre komitesinin yapmış olduğu çalışmaya göre, dökümhanelerin çevre koruma adına emisyon, atık su, tedarik edilen malzemenin yenilenmesi, atık malzeme kazanımı gibi konularda yapmış oldukları çalışmaları yayınlamışlardır. Yayınlanan bu çalışmaya göre dökümhaneler, yapmış oldukları yeniliklerle proseslerini daha yeşil bir konuma doğru götürmüşlerdir.[12]

  • Dökümhaneler, kendisine belirlenen yasal gereklerin ötesinde tesis emisyonlarının kalitesini iyileştirmek için partikül sızıntı tespit sistemini kurabilir. Bu test toz toplama sistemlerinden kaynaklanan partikül emisyonlarının azaltılmasına yardımcı olacak bir sistemdir.
  • Yüksek VOC (Uçucu organik bileşik) atmosferde bulunan nitrojen oksit gibi diğer kirleticilerle reaksiyona girme eğiliminden dolayı tehlikelidir ve kansorejendir. Ayrıca atmosferdeki gazlarla girmiş olduğu reaksiyon sonucunda küresel ısınmayı arttırmaktadır. Yüksek uçucu organik bileşik içeren su bazlı boyaların kullanımının azaltılmasıyla çevreye katkı sağlanabilir.
  • Kupol ocakları yerine indüksiyon ocaklarının tercih edilmesiyle, yanıcı maddelerin emisyon değerlerinde yapmış oldukları artış engellenebilir.
  • Dökümhanelerin filtre ünitelerinin revize edilerek torba sızıntılarının engellenmesi ve bu bölgelere algılama ekipmanları yerleştirilerek torbalardan sızan kaçakların durdurulması sağlanabilir.
  • Döküm ocaklarının üstündeki çatılardaki havalandırmalardan gelen kaçak emisyonları toplamak için yapılacak iyileştirmeler ile ergitme bölümünde çalışanlar için daha sağlıklı bir çalışma koşulu oluşturulabilir.
  • Bir depo inşaatının temel yapımında, dolgu malzemesi olarak dökümhane cürufu kullanılabilir. Bu alışveriş özellikle dökümhane yakınlarında bulunan inşaatlar için bir hammaddeye dönüşebilir.
  • Kumlamanın atık olarak çıkardığı ve boyut olarak sisteme dahil edemediği malzemelerin briketleme yoluyla başka sektörlere satışı sağlanabilir.
  • Dökümhane kumunun bir çakıl ocağında jeoteknik dolgu malzemesi olarak kullanılarak, alternatif malzemelerin doğaya verdiği zarar engellenebilir.

AFS’nin yapmış olduğu çalışmaya ek olarak dökümhanelerin enerji kazanımı anlamında yapacağı makro değişimlerden öte, kendi verilerini toplayıp değerlendirebileceği küçük değişimlerin kazanımları büyük olabilir. Tüketilen enerjinin büyüklüğünün istekleri karşılama adına olan açlığı, şirketin yararına yapılan bir çalışmadan öte, geleceği yeşilden öte siyah bir çerçeveye oturtabilir. Bu yüzden fabrika içerisinde enerji tüketen tüm birimlerin fikrinin alınacağı bir enerji yönetim ekibinin kurulması ilk önceliktir. Bu ekibin alacağı kararların yaptırım gücü, yeşil mutabakata olan uyumu karşılayacaktır. Özellikle  toplam enerji tüketimi 1000 TEP üzerinde olan dökümhanelerin işletmelerinde bulundurmaları gereken enerji yöneticisinin liderlik edeceği enerji yönetim ekibi, bu çalışmalara öncülük etmek ve tesis içerisinde aldığı verileri değerlendirip ona göre önlem alabilmektedir. Bu ekibin amacı;

  • Tesisin enerji maliyetinin azaltılabilmesi için gereken bir amaç ve hedeflerin belirlenmesi
  • Hedefe ulaşmak için etkin politikaların belirlenmesi
  • Gerekli para ve insan gücünün temin edilmesi
  • Belirli aralıklarla enerji yönetimi programının fayda maliyet analizi yapılarak hedefin güncellenmesi
  • Enerji tasarrufu için yapılan yatırımların etkinlik yönünden karşılaştırılması gibi çalışmalar yapmaktır.

Enerji yönetim ekibinin hazırlayacağı tüm çalışmalara rehber olması için ilk adımda yapılması gereken ayrıntılı bir etüt çalışması yapmaktır. Etüt çalışması ile mevcut durumda verimlilik arttırıcı projelerin belirlenmesi, yapılan etütle birlikte çevrenin korunması, enerjinin etkin kullanılması, enerji maliyetlerinin firma üzerindeki yükünün hafifletilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaç doğrultusunda enerji analizörü, termal kamera, akış ölçer, lüksmetre ve baca gazı analizörü ile ölçümler yapılarak veriler toplanabilir.

Şekil 6. Dökümhanelerde Enerji Verimliliği Adına Yapılabilecek Başlıca Ölçümler

Dökümhanelerin akış profilinde önemli bir kademeyi oluşturan soğutma sistemlerinin yeterli yalıtımı olmamasından dolayı verimsiz olması, şarj malzemelerinin yeterli temizlikte olmayışının ergitme zamanındaki değişime bağlı elektrik tüketimindeki artışı, modern bir ana kontrol sistemi ve merkezi olmayan bir kompresör sisteminin etkileri, kullanılan pompaların zamanla aşınmasına karşı düşen pompa verimlerinin takibinin yapılması gibi konular enerji yönetim biriminin kontrol noktalarından birkaçını oluşturmaktadır. Her bir veri kaynağından alınan verilerin oluşturduğu havuz, disiplinler arası yaklaşımlarla daha verimli hale getirilmek için geliştirme projelerinin ana konuları oluşturmaktadır.

Şekil 7. Soğuma Hatlarında ve Motorlarda Yapılan Termal Ölçümler

Yapılan bu çalışmalar, her dökümhanenin kendi proses, girdi ve çıktılarına göre değerlendirilir ve çeşitlendirilebilir. Buradaki amaç tesise yapılacak bu yatırımların uzun vadede sağlayacağı sağlıklı çalışma ortamı ve yeşil mutabakata olan uyumudur. Yapılan araştırmalara göre çok daha büyük yatırımlardan öte bir dökümhanenin; dış cephesini kaplaması ve yalıtımı iyileştirmesi, tüm pencere ve kapı contalarını kontrol etmesi ve değiştirmesi, dökümhane içinde soğuk hava akışını ortadan kaldırmak için ısıtma sistemini yenilemesi, düzenli bakım için yapılan üretim duruşlarında makine bakım takibinin yapılması, kompresör sisteminin yenilenmesi, çalışanların çevre hakkında bilinçlenmeleri ve düşünmeleri için eğitimler ve ödüller verilmesi sayesinde 3 ila 5 sene içerisinde emisyonlarda %20’ye varan düşüşler öngörülmektedir. Bu değer yılda 17 ton CO2 çevreden uzaklaştırılmasına eş değerdir. Ya da dökümhane içerisindeki aydınlatmaların led olanlarla değiştirilmesi halinde elektrik tüketiminin 40-45 kw azaltmanın mümkün olduğu görülmektedir. Tüm bu geliştirmelerin hukuki bir yaptırımı olmadan, dökümhanelerin misyonu haline gelmesi halinde çevreye duyarlı koşulların oluşumu daha da mümkün hale gelecektir.

 

ALINACAK AKSİYONLAR  YAKLAŞIK CO2 KAZANIMI (kg/ton )
Dökümhane ve Diğer Atölyelerde Isıtmada Aparey Kullanımının Sağlanması 0,36 kg
Sıcak Su Plakalı Eşanjörlere Yalıtım Yapılması 0,002 kg
Kompresörlerin Otomasyon Sistemi İle Yönetilerek Enerji Tasarrufu Sağlanması 3,60 kg
Ergitme Ocağından Sıvı Metalin Boşaltılmasının Arkasından Şarja Hemen Başlanması 0,49 kg
Ocak Kapağının Azami Kapalı Tutularak Elektrik Tüketiminin Azaltılması 0,26 kg
Ergitme Ocaklarında Kullanılan Şarj Malzemelerinin Temiz Olmasını Sağlamak 0,52 kg
Onarım Görmüş ve Performansı/Verimliliği Düşmüş Eski Motorların Yüksek Verimli Motor ve Pompalarla Değiştirilmesini Sağlamak 0,027 kg
Gün Işığı Sensörü Kullanarak Elektrik Tasarrufu Sağlamak 0,02 kg

Şekil 8. Dökümhanede 1 Ton Sıvı Metale Karşı Alınabilecek Aksiyonlarla Düşebilecek CO2 Oranları

3.Sonuç 

İşletmeler genel itibariyle performanslarını, sektörde aynı işi yaptıkları firmalarla karşılaştırırlar. Müşteri memnuniyeti, karlılık oranları, işçi ücretleri, çalışma koşulları, personel sirkülasyonu gibi parametrelerin değeri, başka şirketlerce belirlenmiş standartlara göre belirlenmektedir ancak günümüz siyasal-ekonomik gidişatın dengesizliği ve modern teknolojinin hızı standartları belirlemektedir. Bu, anın değişen şartlarına göre kendi standart değerlerinizin kendinizce konulması demektir. Aksi halde çağın dengesiz koşulları;  karşılaştırılan firmalar ile birlikte çöküşü kaçınılmaz kılabilir.

Modern teknolojinin hızı; teknolojinin doğup büyümesi ve hatta modasının geçmesi arasındaki zaman dilimini çok kısaltmıştır. Bu hıza karşı firmaların kendi yönetim kurullarını toplayıp, alması gereken aksiyonlar hakkında değerlendirmeler yaparken her şey çok geride kalmış olabilir. Bu yüzden günümüz dünyasında liderlik becerilerinin ve alınacak dinamik stratejilerinin önemi ortadadır. Bu etkili bir piyasa okuması yapabilen yönetimlerin, teknoloji ile hızını eşitleyip, gelişmelere olan açıklığı ile mümkün olacaktır.

Yeşil mutabakat eylem planının dünyada kabul görmesiyle birlikte konunun demir-çelik sektörü için bir seçenekten öte zorunluluk olduğu fikri açıktır. Bu zorunlulukla savaşmaktan öte alınacak tedbirler sayesinde ülke ekonomisinin can damarlarından biri olan döküm sektörünün AB ülkelerindeki gücü daha da sıyrılmış olacaktır. Bu gücün ortaya çıkmasını sağlayacak olan ise sanayi-akademi-devlet üçgeninde kurulacak sağlıklı ilişkiler ile mümkündür. Yeşil mühendislik ve yeşil dökümhanelerin mümkün olabilmesi için kişi ve kurumlarda bu konuya dair farkındalığın oluşması bir gereklilik ve bu yolda atılacak ciddi bir başlangıçtır. Bu bilincin oluşması, Türk döküm sektörünün dünyadaki rekabetçi gücü için elzemdir.

Yazan: Mustafa Özgül Abay (Dökümhane Akademi ekibi hakkında ayrıntılı bilgi için bu bağlantıyı takip edebilirsiniz.)

4.Kaynakça

  1. Hayes P. (2019), “The World needs metallurgical process engineers”, JOM, Vol71, 463-468, doi:10.1007/s11837-018-0316-4
  2. Mourtzis D, Doukas M, Calas C, Papakostas N, 2015, Cloud-Based Integrated Shop-Floor Planning and Control of Manufacturing Operations for Mass Customisation, 9-16, doi: 10.1016/j.procir.2015.06.004
  3. Shin W, Erol S, 2017, Intelligent Production Planning and Control In The Cloud-Towards a Scalable Software Architecture, Proceda, 571-576, Retrieved from: https://public.tuwien.ac.at
  4. HSU T-H, Wang C-C, Chu P-C, 2018, Development of A Cloud Based Advanced Planning and Scheduling System, Procedia, 427-434, Retrieved from: https://sciencedirect.com
  5. Türkiye Metal Döküm Sanayisini Yılın İkinci Yarısında Neler Bekliyor Dökümcü Üyelerimiz Cevap Veriyor, 2021, Erişim adresi: https://tudoksad.org.tr/girdi-fiyatlarinda-suren-artislar-ve-tedarik-sorunlari-sektorumuzu-nasil-etkiliyor
  6. Yeşil Mutabakat Eylem Planı 2021, 2021, Erişim adresi: https://ticaret.gov.tr/data/60f1200013b876eb28421b23/Mutabakat%20Yeşil.pdf
  7. Trstenjak M, Cosic P, 2017, Process Planning In Industry 4.0 Environment, 1744-1750, doi:10.1016/j.promfg.2017.07.303
  8. Klein W, (2016, September), Real Time Production Planning Systems Support Industry 4.0 Requirements Of A Smart Factory, Technical Contribution To The 20 Semineraio de Automaco TI Industrial, Brasil
  9. Oluyisola O, Sgarbossa F, Strandhagen J, 2020, Smart Production Planning and Control: Concept Use-Cases and Sustainability Implications, Sustainability, 3791, doi:10.3390/su12093791
  10. Pekuslu M, Dökümhanelerdeki Üretim İle Üretim Esnasında Gerçekleşen Enerji Tüketimi Arasındaki İlişkinin Çember Ekserjisi Tabanında Analitik Olarak İncelenmesi ve Optimizasyonu, Yüksek Lisans Tezi, Başkent Üniversitesi, 2013
  11. Czichos H., Hennecke M (Ed). (2010), “Mühendislik Bilimi”, İstanbul, Literatür Yayıncılık
  12. Sustainability In Metal Casting, 2021, Erişim adresi: Sustainability in Metalcasting | American Foundry Society (afsinc.org)
  13. Bhattaharya A, Jain R, Choudhary A, (2021,Mart), Green Manufacturing Energy Products and Processes, Boston Consulting Group, 5-18, Erişim Adresi: https://www.cii.in/webcms
  14. Historical carbon dioxide emissions from global fossil fuel combustion and industrial processes from 1750 to 2020, 2021, Erişim adresi: https://www.statisca.com
  15. Dixon P, (2021), “Hemen Her Şeyin Geleceği”, İstanbul, Türkiye İş Bankası Kültür Yayıncılık
  16. Raw Material and Energy Prices: Existential threat to the European Foundry Industry — Call for Bilateral Agreements, 2021, Erişim adresi: Raw Material and Energy Prices: Existential threat to the European Foundry Industry – Call for Bilateral Agreements – CAEF – The European Foundry Association

 

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.