DÖKÜMHANE

Türk Döküm Sektörünün Eğitim Platformu

Avrupalı döküm alıcısının perspektifinden Türk döküm sektörü

Geçtiğimiz günlerde yayımladığımız Döküm Sektöründe Komodite Olma Tehlikesi başlıklı yazının çektiği ilgi üzerine, bu hafta benzer eksende bir konuya yer verip, Türkiye’nin döküm sektöründeki rekabetçi konumu üzerinde duracağız.

Öncelikle şunu belirterek başlayalım: Dünya döküm sektörü geniş bir ürün ve döküm alıcısı yelpazesine sahip. Çok güçlü ve tedarikçisini sıkı baskı altına alan döküm alıcıları olduğu gibi, nispeten daha zayıf bir konumda bulunan alıcılar da bulunuyor. Fakat şu bir gerçek ki, ister güçlü, ister zayıf bir konumda olsun, eğer bir döküm alıcısı birlikte çalıştığı tedarikçiden memnunsa, yani tedarik ve kalite açısından bir problem yaşamıyor ve tedarikçisinin uzun vadede ekonomik ya da siyasal bir risk altında olduğunu düşünmüyorsa, sırf ufak bir fiyat indirimi elde etme beklentisiyle farklı bir tedarikçiye geçmeyi düşünmüyor. Örneğin gelişmekte olan ülkelere kıyasla yüksek bir fiyat seviyesinde bulunan Avrupa döküm sanayisi, döküm alıcısı tarafındaki bu istikrar beklentisi sayesinde müşterilerini elinde tutabiliyor. Avrupalı bir döküm alıcısının Avrupalı bir tedarikçiden vazgeçip, gelişmekte olan bir ülkedeki yeni bir tedarikçiye yönelmesi için, bu yeni tedarikçinin en az %25 oranında bir fiyat indirimi sunması gerektiği kabul ediliyor [1]. Avrupalı döküm alıcıları bu seviyede bir fiyat indirimi elde edeceklerini görmedikçe, yeni bir tedarikçiyle bir maceraya atılmayı cazip görmüyorlar.

Eğer Avrupalı döküm alıcısı halihazırda gelişmekte olan bir ülkede yer alan bir tedarikçiyle çalışıyorsa o zaman durum değişiyor: Daha mütevazi bir indirim, döküm alıcısını cezbetmek için yeterli olabiliyor. Literatürde sunulan verilere göre, Avrupalı döküm alıcılarının gelişmekte olan bir ülkedeki tedarikçisini bırakıp, benzer bir ülkedeki farklı bir tedarikçiye geçmeyi cazip bulması için ortalama olarak %5 ila %10 arasında bir fiyat indirimi alması gerekiyor [1].

Bu noktada şunu görmek önemli: Eğer Avrupalı bir döküm alıcısı gelişmekte olan bir ülkedeki tedarikçiye geçmek için yaklaşık %25’lik bir indirim almayı başarmışsa, döküm fiyatları göz önüne alındığında bu zaten oldukça ciddi bir indirim anlamına geliyor.  Bunun üzerinde bir de %5 – %10 bandında bir indirim sunulması fiyatları daha da aşağı çekeceği için, döküm alıcısı açısından kalite ve tedarik konularında risk ister istemez artıyor. O nedenle döküm alıcılarının tedarik ve kalite açısından sorun yaşamadıkları sürece, bir tedarikçiden kolay kolay vazgeçmeyeceklerini anlayabiliyoruz.

Fakat bu durum, dökümhanelerimiz açısından herhangi bir risk olmadığı anlamına gelmiyor elbette. Gelişmekte olan ülkelerdeki dökümhanelerin hem Avrupa’lı alıcıların kalite standartlarını karşılamak için çalışacakları, hem de ucuz maliyet avantajlarını kullanmak isteyecekleri bir gerçek. O nedenle özellikle İran’ın da bir aktör olarak piyasaya girmeye çalıştığı bu dönemde, ucuz rekabet baskısının altında ezilmemek için dökümhanelerin stratejilerini doğru kurmaları ve hem kaliteli, hem de katma değeri yüksek ürünleri öne çıkarmaları gerekiyor.

Türkiye, Dünya döküm üretiminde nerede?

Biraz da Avrupalı döküm alıcısı için Türk döküm sektörünün nerede olduğunu anlamaya çalışalım. Modern Casting [2] tarafından 2016 yılı sonunda yayımlanan verilere baktığımızda, toplam döküm üretimi değerlerine göre Türkiye’nin 1.850.000 ton ile küresel üretim sıralamasında 11. sırada yer aldığını görüyoruz. Birinci sırada tahmin edebileceğiniz üzere 45.600.000 ton ile Çin yer alıyor. Bu değerler sayılarla ifade edildiği zaman, aradaki farkın ne kadar büyük olduğu bazen pek kolay anlaşılmıyor. O nedenle bu veriler aşağıdaki çizelge üzerinde görselleştirilerek yeniden derlendi. Toplam döküm üretimi değerlerine bakıldığında, Çin’in sektördeki dominasyonun büyüklüğü açık bir şekilde görülüyor.

dokum-uretimiŞimdi tekrar Avrupa’ya dönelim: Avrupa’da altı ülkenin yıllık 1.000.000 ton sınırının üzerinde üretim yapabildiğini görüyoruz: Almanya (5.306.676 ton), İtalya (2.031.151 ton), Türkiye (1.850.000 ton), Fransa (1.684.291 ton), İspanya (1.211.710 ton) ve Polonya (1.062.050 ton). Bu altı ülke, Avrupa’daki demir bazlı döküm üretiminin %85’ini gerçekleştiriyor.

Avrupalı döküm alıcılarının tercih ettikleri tedarikçilerin hangi ülkelerde olduğuna baktığımızda, en üstte Almanya’yı görüyoruz: 25 milyar Euro’luk değerle, toplam döküm alımının %20’den fazlasını Almanya tek başına sağlıyor. Almanya’yı %11 ile Çin ve %8 ile İtalya takip ediyor. Çin rekabetçi fiyatlarıyla Avrupalı döküm alıcılarının ilgisini cezbetse de, görüldüğü üzere Avrupalı alıcılar yine Avrupalı tedarikçilerle çalışmayı tercih ediyorlar. Sadece Avrupa dışından gelen dökümlere baktığımızda ise, Çin’in %11’lik payla yine önde olduğunu görüyoruz. Çin’i %1,7 ile Türkiye ve %1,1 ile Hindistan takip ediyor.

Önümüzdeki yıllar ne getirecek?

Önümüzdeki yıllarda gelişmekte olan ülkelerdeki dökümhanelerin Avrupa kalite standarlarını karşılayarak artan oranda rekabet yaratacaklarını beklemek, tahmin etmesi çok zor bir durum olmasa gerek. İran üzerindeki ambargonun zayıflaması, bu bölgede İran’ın da önemli bir aktör haline geleceğinin sinyallerini veriyor.

Uzun vadede etkileri daha ciddi olarak hissedilecek olsa da, kısa vadede malzeme tercihlerindeki değişimler açısından önemli bir riskin göze çarpmadığını söyleyebiliriz. Bu tabii tüm sektörler için geçerli bir durum değil: Örneğin otomotiv sektöründe demir bazlı alaşımların alüminyum ya da magnezyum gibi hafif alaşımlarla, hatta bazı durumlarda plastik ya da kompozit malzemelerle yer değiştirdiğine bile tanık olabiliyoruz. Malzeme tercihlerindeki değişimler açısından bakıldığında, büyük ve ağır parçalar döken dökümhanelerin en düşük risk altında olduklarını söyleyebiliriz. Gerek maliyet, gerekse teknoloji açısından büyük dökme demir ve çelik döküm parçalara yakın bir gelecekte bir alternatifin çıkabilmesi pek olası görünmüyor.

Büyük resme baktığımızda, bizi nasıl bir geleceğin beklediğini tahmin etmek çok zor değil: Bu değişen dünya içinde eğer fiyat ekseninde rekabet etmek istemiyorsanız, birlikte çalıştığınız alıcıları elinizde tutabilmek için kalite ve tedarik süreçlerinizi daima iyileştirmenizde ve katma değeri yüksek ürünleri de portföyünüze katmanızda fayda var. Bu alanlarda iyileşme sağlayabilmek için eğitime önem vermeniz, dökümhanenizde ERP sistemlerini yerleştirmeniz, kalite sistemlerini sadece kağıt üzerinde değil, hakkını vererek yürütmeniz, yalın üretim ve altı-sigma gibi yaklaşımları üretim süreçlerinize dahil etmeniz ve katma değeri yüksek ürünlere yönelmeniz uzun vadede kazançlı çıkmanız için olumlu katkılar sağlayacaktır.

Kaynaklar

  1. Metal parts and components: Iron and steel castings in Europe. CBI, Market Intelligence Report (2016).
  2. 50th Census of World Casting Production: Global casting production stagnant. Modern Casting (2016).
  3. Trends in the production of castings in the World and in Poland in the XXI century. M.S. Soinski, P. Kordas, K. Skurka. Archives of Foundry Engineering. Vol. 16 (2016) 5.

İçerik hazırlığında kullanılan tüm kaynakların listesi için tıklayın.

Kategoriler:Not defteri

Etiketler:,